Soru: Merhaba Ahmet bize biraz kendinden bahsedebilir misin?

Ahmet: Merhaba ben Ahmet Karlı. 27 yaşındayım. Aslen Muğlalıyım. Şu anda Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik bölümü son sınıf öğrencisiyim.

S: Bize Erasmus Programından ve yaşadıklarından bahsedebilir misin?

A: Erasmus programı Avrupa Birliği ve aday ülkelerinde uygulanan bir öğrenci değişim programı aslında. Dünyada buna benzer birçok program bulunmakta. Bu program Devlet Planlama Teşkilatı na bağlı olarak çalışan Ulusal Ajanslarca yürütülüyor. Bende üniversitemin 2. Erasmus öğrencilerinden biri olarak Portekizde eğitim gördüm.

S: Neden Portekiz i seçtin? Neler yaşadın bize biraz aktarabilir misin?

A: Ben Erasmusla küçük bir ilan sayesinde tanıştım. Daha sonra transkript işlemleri,yabancı dil sınavı ve İngilizce mülakatın ardından kendimi çok yoğun bir trafiğin içinde buldum. Ben okyanusu çok seviyorum en büyük hayallerimden biride okyanusu görmekti. Bunu bu şekilde başarmış oldum. Üniversite seçimleri esnasında ikili anlaşmalar mevcut, sizde bölümüzün anlaşmalı olduğu bir ülkeyi seçiyorsunuz benimde seçimim Portekizdi.

S: Vize sorunu öğrencilerin en büyük problemlerinden biri sanıyorum bu problemi nasıl aştın?

A: Erasmusa kabul edildiğinizden itibaren bir dizi işlemler sizi bekliyor. Dersleri seçmeniz,orda kalacağınız yer için birkaç form doldurmanız ve eğer yoğun yabancı dil programı alacaksanız daha önceden başvurunuzu yapmanız gerekiyor. Vize içinde önce bir yıllık bir pasaportunuzun olması gerek. Her ülkenin konsoloslukları vize için ayrı belgeler istiyorlar. Benden istenen belgeler fotoğraf, kalacak yeriniz için belge, seyahat sigortası gibi belgelerdi.

S: Bize uçak yolculuğundan bahsedebilir misin?

A: 12 saat İstanbul a olan otobüs yolculuğumdan sonra gündüz Portekizde olmam için sabah uçak yolculuğu yapmam gerekiyordu. Sabah 06:00 da uçak yolculuğum başladı. Uçağım İtalya da Malpenza Havalimanında aktarma yapıyordu. Bir saatin içinde diğer Gate(Kapı) bulmam ve diğer uçağa geçmeliydim. Dünyanın birçok yerinden gelmiş birçok insan bu havalimanında bulunuyordu. İtalyada beni birde bir sürpriz bekliyordu. Fazıl Say ile yolculuğum esnasında kısa bir sohbet imkanını yakalamıştım. O da Lizbon da bir konser vermek amacıyla uçakta bulunuyordu.

S: İlk günler hep zordur nasıl geçmişti yabancı bir ülkede ilk günün?

A: İlk kez uçağa biniyordum. Bence çok fazla korkulacak bir olgu değil. Fakat kalkarken ve inerken biraz tedirgin olmuştum onu anımsıyorum. Sürekli size yönergelerle ne yapmanız gerektiği aktarılıyor. Lizbona indiğimde daha önceden buraya gelen arkadaşım tarafından Sete Rios( Otogar) gitmem gerektiği söylenmişti. Bende otobüs durağında tek başıma bekliyordum. Bilmediğim bir dilde derdimi anlatmaya çabalıyordum. Gerçekten çok şanslıymışım şu anda daha iyi anlıyorum. İngilizce dahi bilmeyen bir Brezilyalı çocuk tarafından el kol hareketleriyle anlaşarak dört otobüs değiştirerek otogarı bulmuştum.

S: Ahmet, nasıl bir yerde kaldın Portekiz de?

A: Ben Portekizin başkenti Lizbona 1 saat uzaklıktaki Caldas da Rainha bölgesinde yaşadım. Kaldığım yerin nüfusu yaklaşık 12.500 kişi civarındaydı. Ama Türkiye deki kasabalarla kıyaslanabilecek bir yer değildi. Dört tane kocaman marketin bulunduğu ve iki üniversitenin yer aldığı bir yerdi burası. Kasabanın ismi Kraliçenin Termal Suları anlamına geliyor. Vakti zamanında Portekiz Kraliçesi rahatsızlanınca buradaki Termal Hastanede tedavi görmüş. Halen bu hastane hizmetine devam etmekte.

S: Üniversitenden bahsedebilir misin bizlere?

A: Benim üniversitem IPL(Instituto Politechico de Leiria) Leiria Politeknik Enstitüsü. Merkezi Portekizde Leiria bölgesinde yer almakta. Bende Güzel Sanatlar Fakültesinde (ESAD) eğitim aldım. Fakülte; Portekizin en önemli seramik merkezlerinden birinde yer alıyor. Bu bölgede daha önceden Bordalo Pinherio adlı bir seramik sanatçısı yaşamış ve bir seramik atölyesi ve müzesi kurmuş. Şu anda fabrika hala üretimlerine devam ediyor. Benim okulum gerçekten modern bir eğitim anlayışına sahip bir okuldu. Resim,heykel,baskı sanatları,fotoğraf,performans sanatları gibi farklı bölümler bir aradaydı. Öğretim, öğrencinin istekleri doğrultusunda devam etmekte ve sanatçı adayını hayata hazırlar nitelikteydi.

S: Barınma ile ilgili bir sorunla karşılaştın mı peki?

A: Ben Portekize ulaşmadan önce yurt ve yoğun dil kursu için birkaç belge doldurmuştum. O bakımdan okulun yurdunda kalacağım ayarlanmıştı. Tek kişilik bir odada beş ayımı geçirdim. Eve çıkmayı düşünsem de pek cesaret edemedim. Mutfağı bile olan bir yurttu. Yemeklerimi yapabiliyordum.

S: Peki eğitim süren ne kadar sürdü? Hangi dersleri aldın?

A: 1 Şubat 2008 ile 18 Haziran 2008 tarihleri arasında Portekizde yaşadım. Bu eğitim içerinde Seramik Teknolojisi,Proje,Desen ve Autocad-Solidworks gibi konularda eğitim aldım. İki ayda üniversite merkezine gidip gelerek yoğun dil kursuna katıldım.

S: Nasıl bir ülke Portekiz? Portekizce zor bir dil mi?

A: Portekiz Avrupa Birliği kurucu ülkelerinden biri. Katolik yoğunluğunda olmasına rağmen şu an için birazda olsa din egemenliğinden kurtulmuş bir ülke konumunda. Nüfus yoğunluğu açısından İstanbuldan daha küçük. Türkiye nin nüfusunu söylediğimde bir çok insan tarafından şaşkınlıkla karşılandım. Portekiz zamanında büyük bir sömürge imparatorluğuydu. Şu anda Türkiye ve Portekiz arasında güzel ilişkiler bulunmakta. Portekizde Portekizce konuşuluyor. Sömürge kavramı sayesinde bu dil şu anda Brezilya,Angola,Mozambik ve Yeni Gine gibi ülkelerde de kullanılıyor. Latin tabanlı bir dil olmasında ötürü artikelli bir yapıya sahip. Daha çok j ve ş gibi sesler duyarsınız, benim en çok dikkatimi çeken buydu daha önce. İspanyolca ya yakın olmasında dolayı birçok İspanyol rahatlıkla bu dili konuşabiliyor. Derslerimin Portekizce idi; bende çok olmasa bu dili rahatlıkla anlayabiliyordum.

S: Başka bir dil başka bir ülke nasıl zorluklar yaşadın bize anlatabilir misin?

A: İlk ay özellikle benim için çok zor bir aydı. Çok ağladım itiraf etmeliyim. Çünkü ilk kez yabancı bir ülkede bulunuyordum, henüz kimse yurda gelmemişti ve vardığımda hiç Erasmus öğrencisi ile karşılaşmamıştım. Genç nüfus aslında İngilizce biliyor fakat pek konuşmaya yanaşmıyorlar. Beş ay boyunca İngilizce konuştuğum için artık düşünme yetim bile bu dil ile çalışmaya başlamıştı. Hatta ilk ayın sonun Portekiz deki Lizbon Konsolosluğuna gitmiştim sırf Türkçe konuşmak için. Sağ olsunlar bana Türkçe kitaplar vermişlerdi. Onlardan öğrendiğim kadarıyla yaklaşık 200 civarında Türk Portekiz de yaşıyormuş.

S: Nasıl arkadaşlıkların oldu peki Portekiz de?

A: Yurtta ilk ay tek yabancı öğrenci olarak kaldığım için çok sıkılmıştım. Bir tane Portekizli arkadaşım vardı genelde tüm zamanımı onla geçiriyordum. İsmi Paulo idi. Yarı Angola yarı Madeira adası kökenli biriydi. Daha önceden İngilterede yaşadığı için çok iyi İngilizce konuşuyordu. Onunla uzun süren, her konuda sohbet edebilme şansını yakaladım. Onda beni en çok şaşırtan husus tarih konusundaki bilgisiydi Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti hakkında çok fazla bilgisi vardı. Ama tabi ki PKK konusunda yanlış bilgilere sahipti. Bu konuda uzun tartışmalar yaşadığımızı itiraf etmeliyim. Portekizliler gerçekten yardımsever insanlar. Yemek yapıp bana hoş geldin partileri düzenlediler. Gerçi alışıyorsunuz Portekiz bir parti ülkesi. Okulda bile gece ikilerde başlayan partiler oluyor. Portekizde hayat akşam onda başlıyor ayak uydurmak zorunda kalıyorsunuz. Portekizlilerin yanı sıra Bulgar,Belçikalı,İspanyol ve Macarlarla da çok güzel arkadaşlıklar yaşadım. Belçikalılar beş dili çok iyi konuşabilen insanlar. Hatta beni ikisi ziyaretime geldi Antalyaya. Bende belki onları ziyarete gideceğim. Macarlar gerçekten çok iyi insanlar. Ama her söylediğiz de tutarlı olmalısınız. Beş yüz yıl orada yaşamamızdan ötürü bizi gayet iyi tanıyorlar. Birçok ortak sözcüğe sahibiz. Onlarla çok iyi İngilizce konuşmadan da iletişimin kurulabileceği kavramını ispatladığımıza inanıyorum.

S: Türkiye Portekizde nasıl biliniyor bize açıklar mısın?

A: Çok iyi tanındığımız kanısında değilim. İstanbulda, tanıştığım birkaç kişi bulunmuştu. Hala Osmanlıca konuştuğumuz inancının olması beni çok üzmüştü. Bir gün ismimi yazmıştım inanmamışlardı. Bu açıdan bende Konsolosluğumuzdan aldığım Türkiye kitapçıklarını ve Türkiye Dvd sini kütüphaneye bağışladım.

S: Peki Türkiye ye dönüş yolculuğu nasıldı?

A: Dönem bitiminde bende okuldaki sınavların ardından Türkiye ye dönüş sürecim başlamış oldu. Ailemi ve arkadaşlarımı çok özlediğimi hissediyordum. Portekize çok alışmıştım. Türkiye ye döndüğümde beni kardeşim karşılamıştı. Onunla Türkçeyi konuşamamıştım bile. Yarı İngilizce yarı Türkçe konuşuyordum. Sekiz kilo vermiştim. O kadar balığı sizde yerseniz olacağınız bu. Ama benim için inanılmaz bir deneyimdi; hayalim olan okyanusu görmüş ve Portekiz gibi güzel bir ülkede yaşamıştım. Şu anda Antalyaya gelen yabancı öğrencilere yardımcı olmaya çabalıyorum. Bir kulüp kurdum ismi Uluslararası Gençlik Kulubü. Kulüple gelen yabancı öğrencilerle buradaki öğrencilerin kaynaşmalarını amaçlıyorum.

S: Ahmet bizimle Erasmus maceranı paylaştığın için çok teşekkürler.

A: Ben teşekkür ederim. Bende sizlere çok başarılar diliyorum.

Her Hakkı Saklıdır.. Copyright © 2013, Portekiz-Türk Dostluk Derneği'ne aittir.

Scroll to top
shared on wplocker.com